ÇOCUĞA BAĞIRMADAN ÇAĞIRMADAN SINIR KOYABİLME, 2 YAŞ SENDROMUYLA BAŞ EDEBİLME, İYİ DE NASIL??
Günümüzde herkes mükemmel çocuğu yetiştirme derdinde, kimisi okuyarak, kimisi de aileden gördüğünü uygulayarak yapmaya çalışıyor bunu. Kimisi de hem okuyor hem de tecrübeden de faydalanıyor. Ben en çok son şıkka yaklaşıyorum sanırım. Bu arada baştan mükemmel çocuk olmadığını kabul etmekte fayda var, çünkü biz koca yetişkinler bile mükemmel olabiliyor muyuz??
Her zaman tecrübeye önem verdim. Bazen bu tecrübeler bana hiç uymasa da dinlemeye çalıştım, kimisini hiç uygulanabilir bulmadım, kimisine direndim sonra tıpış tıpış uyguladım. En basitinden asla sallamam dedim, kayınvalidem geldi başka türlü uyumaz seninki dedi salladı uyuttu. Başta dediğim gibi istemedim sallamadım. Ama uykusuz gecelerden sonra mecbur salladım, gerçi öyle de uykusuz kaldım ama en azından gece ilk uykusu düzene girdi. Bunun dışında karşı olmadan uyguladığım kundaklama var ki o Gökalp'e çok iyi geldi :) Kundak yapıp omzuma koyup pışpışladım, çok rahatladı, kolik ağlamalarını azalttı ama asla orda uyumadı :)) Tabii bunlar çocuk yetiştirmeye girmiyor, yalnızca büyütme diyebiliriz.
Benim çocuk gelişimiyle ilgili düzenli okumaya başlamam 21 aylıkken oldu. 18 aylıkken başlayan sendromumuz zamanın daha da geçmesiyle şiddetlendi. Gökalp agresifleşti, her şeyi yere fırlatan, bize vuran bir çocuk oldu. Uykusu da yine aşırı düzensizleşti. Şimdi hep o yaptı falan diyorum da onun bu vurmalarının, atmalarının nedenlerinden birinin ben olduğumu, biz olduğumuzu tahmin bile edemezdik. Ta ki ben okumaya başlayana kadar... Gökalp doğmadan ve doğduktan sonra 2-3 kitap okumuştum çocuk gelişimiyle ilgili. Bloglardan falan çok okuyordum, ama kendim bilginin kaynağına çok fazla ulaşmıyordum. Blog okuyun evet ama kendiniz de alın elinize bir kitap okuyun, çünkü blogta yazılanlar şuan benim de yazdıklarım gibi sadece aktarımlar, öneriler, bana yansıyanlar. Oysaki siz kitap okuduğunuzda kendinize uygun yöntemi çok daha kolay bulabileceksiniz. Şimdi konunun başına geleyim, 21 aylıkken başlama nedenim kendimi tükenmiş, yetemeyen, bağıran, çağıran, bazen sinir olup ağlayan biri olarak bulmam...Geç bile başlamışım ne yazık ki... İnsanları eleştirirken, ayy nasıl bağırıyorlar çocuklarına derken ben de o yolda hızla ve emin adımlarla ilerliyordum. Kardeşime gitmiştim, annem de gelmişti ve Gökalp durmuyordu, durmaması normaldi ama devamlı zarar veriyordu, hırçındı. Herkes Nihannn gel çocugun bak ne yaptı diye beni çağırıyordu. Yetişemiyordum. Ben zaten sabırsızdım, daha da sabırsız hale gelmiştim, ve akıllı olduğumu söyleyen ben kendime bir çözüm bulamıyordum. Acil bir araştırmaya girdim, çocuk gelişimiyle ilgili çözüm odaklı kitaplar sipariş verdim. Yorumları okudum, bende eksik olanları irdeleyenlere öncelik verdim. Artık romanlar okuyacak zevkim yoktu, çocuğuma ve bana iyi gelecek bir şeyler okumalıydım hem de acil! Öncelikle bağırmadan çağırmadan incitmeden nasıl sınır koyabilirdim, ona bunu nasıl hissettirebilirdim. Daha çok küçüktü, ama bir şeylere ufaktan başlayabilirdim. Öncelikle Robert Mackenzie'nin Çocuğunuza Sınır Koyma 1 kitabını aldım elime. Okudukça kendime kızdım, kendimi eleştirdim. Gökalp'in hiç bir suçu, günahı yoktu. O bir çocuktu ve yaptığı her şey normaldi. 2 yaş sendromu yaşıyordu ve ben sabırsızlığım ve tahammülsüzlüğümle onun bu sendromuna tuz basıyordum. Eş zamanlı Uğur Koşar'ın "Rabbin İçin Sabret" kitabını da okuyordum. Sabırsızlığımın çocuğu ne hale getirdiğini daha da net görebiliyordum artık! Robert amca çocuğunuza bağırarak, çağırarak hiç bir sınır koyamazsınız sadece ve sadece kendinizi yıpratırsınız o bunu asla anlamaz diyordu. Bağırarak onu daha da hırçınlaştırıyordum. Gökalbimi de kendimi de yıpratmıştım :( Mackenzie, çocuk kendine ve etrafa zarar veren bir şey yaptığında çok basit bir çözümden bahsediyordu. Uzaktan yapma demeyin, çocuğun yanına gidin, onun boy hizasında olun ve gözlerinin içine bakarak, bu hareketin şuna zarar verebilir, yapma deyin. Yok işte neden yapıyorsun da, beni çok yıprattın da, yapmamanı istiyorum da falan değil.. "Bu yaptığın şuna neden olur bir daha yapma" Bu kadar basit, net ve kısa cümleler! Tabi ki üslubun da altına çizmeliyim bu konuda, asla bağırmadan, kesin, net ve ama aynı zamanda kibar bir ses tonuyla, el işaretleri yapmadan, ve canımlı cicimli de değil... Bir daha yaparsa, oyuncağı elinden almak zorunda kalabileceğinizi söylüyorsunuz. Diyelim ki tekrar ediyor, o zaman neyle etrafa zarar veriyorsa onu ortadan kaldırın. Başka bir ceza, bağırma, aşağılama asla yok. "Bu oyuncağa ihtiyacın yok attığına göre, bir süre oynamayabilirsin o zaman" deyip kaldırıyorsunuz. Bunu derken de yine sakin ve net oluyorsunuz. Kırmadan, incitmeden... Çocukları hiç bir sınırı olmayan devamlı koşan atlara benzetmiş eğer sınır koymazsanız durmazlar, en son bir yere toslayarak durduklarında da kendilerine ve etrafa zarar verirler. Burda çok önemli bir husus var ama... Yapma dediğiniz şey gerçekten yapmaması gereken bir şey mi? Yani ona zarar veren bir şey mi? Mesela ayakkabıyla oynuyor. Kirli diye kızmayın, altını silip verin, onu keşfetsin diyor. Çünkü onun ayakkabıyla oynamaması sadece sizi tatmin ediyor. Oysa çocuklar keşfetmeli! Mesela duvar çizmek... Her çocuk çok seviyor. Ona sadece duvarın bir kısmını çizmesi için müsade verebilir veya tahta alarak sadece buraya çizim yapması için onu sınırlandırmalısınız diyor. Tamamen özgür bırakılmış, evde istediğini yapan atan fırlatan, her yeri boyayayan çocukların ilerde sosyal ortama uyum sağlayamadıklarını, dışarda asla böyle bir özgürlük bulamadıkları için ilişki kurmada problem yaşadıklarını ve hayal kırıklığına uğradıklarını söylemiş. Bence de çok mantıklı. Ben denedim, onlarca yüzlerce defa eğildim söyledim, tekrar attı, tekrar yaptı...Kızmadım, elimden geldiğince sesimi yükseltmedim ( tabi ki arada delirdiğim oldu:)) Ama 3 ayın sonunda annemlerle tekrar görüştüğümüzde herkes Gökalp'deki değişime hayran oldu. Artık Gökalp daha az fırlatıyor, daha iyi uyuyor, iş birliğine çok daha kısa sürede cevap veriyordu. Beraber kitapçıya gidip kitap seçiyorduk ve Gökalp orayı talan etmeden eve gelmeyi beceriyordu. Dokunuyordu bakıyordu, tekrar koyar mısın anneciğim yerine deyince de oraya olmasa da yere atmadan uygun bir yere kitabı yerleştiriyordu :))
Gökalp hala beni çok yoruyor, parktan eve gelmelerimiz hele hala olaylı :)) Ama sabretmeyi öğreniyorum zor da olsa ilerliyorum. Bakalım daha neler görücez?
Fazla kafa ütülemeden şimdilik bitiriyorum. Çok okudum ara ara özet geçeceğim. İyi haftasonları :)
Çocuğunuza Sınır Koyma 1, Robert J. Mackenzie, 3. Baskı, 2014
Gökalp hala beni çok yoruyor, parktan eve gelmelerimiz hele hala olaylı :)) Ama sabretmeyi öğreniyorum zor da olsa ilerliyorum. Bakalım daha neler görücez?
Fazla kafa ütülemeden şimdilik bitiriyorum. Çok okudum ara ara özet geçeceğim. İyi haftasonları :)
Çocuğunuza Sınır Koyma 1, Robert J. Mackenzie, 3. Baskı, 2014